16 Şubat 2009 Pazartesi

Bir astsubay'dan öğrendim...

Askerdeyim. Ani Müdahale Mangası çavuşuyum ve astsubay'ın biri ile birlikte nöbetteyiz...

Gün uzun, sohbet konusu ilişkiler...
Bana 81 doğumlu, evli ve 2 yaşında bir çocuğu olduğunu söylüyor...

"Ne cesaret" diyorum, "para yok, pul yok, henüz çocuksunuz ve evlenip bir de çocuk yaptınız, öyle mi?".
"Neden böyle düşünüyorsun?" diye sordu.
"Varlık olmadan evliliğin yürüyeceğine inanmıyorum" dedim.

Bana hayatım boyunca unutamayacağım bir cevap verdi;
"Biz herşeyi birlikte yaptık. Evimize eşya alabilmek için birlikte biriktirdik, birlikte harcadık. Biz ilişkimizi nereden nereye getirdiğimizi bu şekilde görebiliyor, kıymetini çok iyi biliyoruz. Hazır şeyler her zaman cezbeder, ama bazı şeyleri birlikte yapmanın değeri bambaşkadır..."


Biz erkeklerin en büyük saplantılarından biri de, bir gelecek hayal ettiğimiz kadını refah içinde yaşatmaktır.
Refah anlayışımız
ise ağırlıklı olarak finansal verilerle tanımlanmıştır.


Bazen, bazı şanslı erkeklerin karşısına öyle kadınlar çıkar ki, başından itibaren birlikte büyümeye, gelişmeye, kalkınmaya, yorulmaya, elini taşın altına sokmaya çoktan razıdırlar; ve yine bazen, o şanslı erkekler bunu göremeyecek kadar içindelerdir saplantılarının.

"Kaliteli Hayat" hedefim için, tembelin biriyken, değişmek için plan yaptım ve bugünlere geldim.
"Mutlu Hayat", "Kaliteli Hayat"tan çok daha fazla istediğim bir bileşen.
Bunu formülize ettim ve şimdi ne gerektirdiğini çok daha net görüyorum. Uygulamak için şansım olursa da, mutluluk adına bunu başarmaya çalışacağım.

O gün bu konuşmayı yaptığım astsubay'dan duyduğum, fakat unutup bugünlerde hatırladığım bu sözleri artık çok daha anlamlı buluyorum...

4 yorum:

Yakari dedi ki...

Bu yazı çok ilginç, bende aynı saplantı içindeyim sanırım, işin kötü yanı o saplantıdan çıkmayı düşünmek bir kenara, aksini düşünmek bile korkutuyor. Kesinlikle bir parça paranın olması gerektiğini düşünüyorum.

Eren Kumcuoğlu dedi ki...

Yakari;

Para bir şekilde kazanılıyor. Sevgi'yi kaybetmemek önemli.
Ben bu saplantıya öyle bir kapılmış ve önceliklerimi öyle bir ayarlayamamışım ki, hayatımı paylaşmak istediğim kadını kaybetmek üzereyim (hatta belki de kaybettim).
Karşındaki insanı iyi tanı ve böyle bir saplantı endişesi duyarsan (ki duyuyorsun), geç olmadan vazgeç...

I. dedi ki...

Eren, ilk kez sana tavsiye verebileceğim bir yazın bu.

Sakın para, pul, hazırlık, ev, araba v.b. konularına kapılıp, vazgeçemeyeceğin duyguları erteleme. Ancak bu duyguları kaybettiğinde eksikliğini fark edersin yoksa!

Biz eşimle çok erken ve hazırlıksız bir şekilde, pat diye evlendik.

Ne evlenme fikrimiz vardı, ne birikmiş paramız, ne evimiz ne de arabamız. Sonuçta üniversiteyi yeni bitirip de eli anca ekmek tutabilen insanların nasıl birikimi olabilir ki?

Ailelerden de yardım almak istemedik. Her şeyi kafamıza göre küçük küçük aldık, imkan oldukça büyüttük ve şimdi baktığımızda beraber yaptıklarımızdan daha çok keyif aldığımızı ve her şeyimizi kendi küçük hesaplarımızla yaptığımızı görünce, çok mutlu oluyoruz.

Emin ol, kendine çok yakın bulduğun biriyle beraber başlayınca bazı şeylere, daha hızlı yol alıyorsun, umduğundan da daha hızlı..

sevgiler..

Eren Kumcuoğlu dedi ki...

Iraz merhaba,

Ben kaybetmeden farkına varmış biri olarak, içtenlikle yazıya döktüm hislerimi.

Bunun ardında farklı psikolojiler de yok değil. Babasını 13 yaşında kaybetmiş, ergenliğini baba yönlendirmesi olmadan geçirmiş bir insanım ben. 0'a 0'ım. Haklı olarak, güçlü olmak istedim.

Artık ben de sizin önceden düşündüğünüz gibi, birlikte başlamak/başarmak gerektiğini düşünüyorum. Beni bu kadar hesapsız-kitapsız isteyen birisine sahipken buna korku değil, saplantı dememin tek sebebi de bu aslında.

Tüm benliğimle umarım ki bir şansım daha olur ve bunu tecrübe edebilirim...